Zakir Kaya : İstiridyenin gözyaşı inci

Bilirsin belki de bir inci nasıl oluşur?
O göz kamaştıran, sahip olmak için servetler ödenen muhteşem mücevher aslında değer biçilemeyecek bir şeydir. O diğer mücevherlere benzemez. Çünkü diğerleri taştır, cansızdır ve hiçbir zaman canlı olmamıştırlar.
Ama inci öyle değildir. O aslında önemsenmeyen, istiridyenin tutunduğu kaya parçası üzerinde yıllarca hatta on yıllarca uğraşarak ufacık bir kum tanesini kendi bedeninin özleri ile kaplayan muhteşem bir güzelliğe dönüştürme çabasının ürünüdür. Özü canlıdır, hayattan alır kaynağını. Ama her istiridye inci oluşturmaz yüreğinde. Belki bir inci meydana getirmek için gücü veya sabrı olmadığından belki de karşılaştığı kum tanesini inci tanesine dönüştürmeye değer bulmadığından. Belki de istiridyeler içinde Yaradan’ın seçtiği, bu uzun ve zahmetli işi kaldırabilecek, o muhteşem güzelliği oluşturmak ve taşımak için gerekli özellikleri taşıyanlar vardır yada bu tamamen Yaradan’ın lütfu ve imtihanıdır seçtiği yarattıklarına. Ama sebep ne olursa olsun inci tanesini oluşturan istiridye kıskançtır. İçinde, tam varlığının ortasında, kendi benliğini ekleyerek, bin bir kalp sızısı çekerek oluşturduğu o muhteşem güzelliği korumak ve göstermemek için kapatır kabuklarını çevresinde bir şeyler varsa.
Ve incisini ondan almak ancak o sımsıkı kapalı kabuklarını ayırmakla mümkün olacaktır. Direnir istiridye, vermek istemez varlık sebebini. Evet o sadece bunun için gelmiştir bu dünyaya. Çoklarının önem vermediği bir kum tanesini yüreğinin tam ortasına koyup tüm dünyayı kendine hayran edecek bir güzelliğe dönüştürmek için. Dayanabildiği kadar dayanır.
Ama dayanacağı sınır aşılıp da kabukları ayrıldığında herkesin gözünü kamaştıran, kendi özü ile beslediği yürek sancısı çıkar ortaya.

Çoğu kez istiridyenin yüreğini almak ile incisini almak aynı şeydir. Ölür gider o sessiz maviliklerde, göz yaşları belli olmadan ağlayarak kaybettiği yürek yangınına. O hayatın kaynağı mavilikler, yaşam okyanusu mezarı olur onun. Ama kalbi ayrılığa dayanamayıp ölse de incisinin, yürek sancısının koruyucu kabuğu, onun yasını tutmak ve o bembeyaz ışıltının bir zamanlar onun içinden yayıldığını dünyaya haykırmak için zamana, o acımasız cellada kafa tutar elinden geldiğince tevazuu ile sessizce
Varlık sebebi özünü kullanarak bir inci oluşturmaksa yüreğinde Yaradan’dan hediye bırak kor gibi yanarak ışıltısını versin sevgi denen inciye yok olma pahasına, ve büyütsün onu yüreğinde çatlayana kadar.
ve unutma ki ne her kum tanesi inci olabilmek adına seçilmiş olabilir nede her istiridye bu kadar sabırlı canından can katarak özünü varlığını ortaya koyarak

Kısa cevap Kum tanecikleri veya kir zerreciklerinden.
Değerli taşlar arasında bir canlı tarafından oluşturulabilen tek örnek inci. İnciler, istiridye, deniz tarağı ve bazı midye türlerinin içinde oluşuyor. Bunlar denizlerde yaşayan yumuşakçalar sınıfından kabuklu yaratıklar.
Bu yumuşakçalar, kabuklarının içine sızan yabancı bir maddenin zararsız duruma getirilmesi için çevrelerinde kılıflar oluşturmaya başlıyorlar. Böylece istenmeyen yabancı madde, zamanla kalınlaşan ve çeşitli katmanlardan oluşan bir yapıya dönüşüyor. Genellikle istiridyenin içinde gelişen bu kat kat kılıflar sedef katmanıdır. Yani özetle, inci istiridyenin kabukları arasına denizin dibinden tesadüfen giren herhangi bir kum parçası veya kir zerreciğinden başka birşey değil.
İncinin parlaklığı, sedef katmanlarından meydana gelmesi nedeniyle oluşuyor. Her bir katman, mikroskobik boyutta kristaller içeriyor. Ayrıca katmanlar arasında gözle görülemeyecek boşluklar da var. Ve ışık tüm bu boşluklardan geçerek ışıldama etkisini yaratıyor. Bu doğal fenomen öyle inanılmaz bir şekilde oluşuyor ki bilim henüz bu süreci tam olarak taklit etmeyi başaramadı.
Okurken içim parçalandı.
YanıtlaSil